Pazartesi, Mayıs 12, 2008

şans işte..

bi' kere kötü başlayınca çorap söküğü gibi geldi arkası
lanet olası; adım gibi eminim
maya çalsam tutmazdı..

zynp

Salı, Şubat 19, 2008

reçete..

umursamazlığım ağrı kesicim benim,
alaycılığım yarabandım..

ilk yardım çantamı hep yanımda taşıyorum.

zynp

Pazar, Şubat 17, 2008

berdevam..

kar, bütün pislikleri kapadı yine..

aykırı ya da farklı olan ne varsa;
üstünü örttü, canını aldı, dondurdu..
sevinmeli miyim yağdı diye, bilemiyorum;
eriyecek diye üzülmeli miyim?

Su yolunu bulacak nasılsa,
kalan sağlar bizim olacak..

kar, bütün pislikleri kapadı yine..

üstünde çocuklar koşturdu, gün boyu,
şehrin kesif kokusu;
kan kokusu, kin kokusu, para kokusu yoktu.

kar, bütün pislikleri kapadı yine..

ancak çocukları kandırabildi bu defa,
ben karın altında ne var biliyorum,
ben tüm pislikleri görebiliyorum

ve bazen karın, bir ilüzyon olduğunu düşünüyorum,
umudun peşinde koşsun insanlar diye..

zynp

Cumartesi, Ocak 19, 2008

kumdan kaleler..

"külhani bir sevinç saran ansızın yüreğimi
yeniden oluşturmak gibi gündüzü ya da geceyi
bir kıvılcım vardı önce, yarım kalmış bir hece
yağmurlu bir kent sonra, yorgun düşen gitgide"



gündelik hayat öğretileri, okuldan fazla ders verdi hepimize, üstelik devamsızlık hakkımız da olmadı hiç.. ders vereceği tuttuysa hayatın, "o derste" olmama şansımız da olmadı. belirtilen saatte, belirtilen yerde olduk hep ve aldık dersimizi.
not tutmak yok, herşey akılda kalacak, hesap makinesi yok, herşey göz kararı ve dozunda olacak.. yenilsen de yensen de fazla abartmak yok duyguları, herşey insana yakışır halde yaşanacak.

hayat okulunda alttan ders almak da yoktu maalesef, bütünleme de, yaz okulu da.. bizse alışmıştık son dakika çalışmalarına, düzensizliğe ve nasılsa kurtarmada geçerim rahatlığına.
ne zaman ki hayata atıldık, o zaman anladık sadece konserlerde el üstünde tutulduğunu sahneden atlayanın, ne zaman çakıldık yere, o zaman anladık yer çekimini ilk defa bu kadar net, o zaman bildik mezun olduğumuzu ve ancak hayat okulunun hazırlık sınıfını bitirdiğimizi bu yaşa dek.

"ve sanki hiç bir şey yaşanmamış gibi
maskelerini kuşandı insanlar
rüzgara savruldu sesim, yarım kalmış bir şarkıdan
suskunluğu öğrendi insanlar"


yenildikçe hırslandık, hırslandıkça hata yaptık üst üste.. kaybettikçe istedik, elde ettikçe bıktık hepsinden aynı hızla. üzdük insanları, vurduk, öldürdük, alay ettik, ağlattık, yaraladık.. insanlığımıza yakışmayacak ne varsa yaptık ya da yapanlara ses çıkarmadık, susunca geçer, biter sandık kötü olan ne varsa, bu kadar kötüsü başa gelemezdi, biri dur derdi nasılsa; sorumluluk almadık..

bütün bu aciz kabullenişi nereden öğrenmiş olabileceğimizi düşününce, bir dalganın insafına kalmış kumdan kalelerim geliyo aklıma çocukken büyük hevesle yaptığım.. sadece oyun değildi onlar, basit kaleler değillerdi, anne babalar rahat güneşlensin diye çocukları bağlayan ipler değillerdi.. gizli sığınağımdı onlar benim, sadece bana görünen çocukluk arkadaşım..

" ve belki sen, belki ben, belki biz ve onlar
kumdan kaleler kuran, denize doğru
bakarsın çoğalırız yaşam denen bu oyunda
cemresi oluruz yarınların
aynadan bakan yabancı yüzler örter üstümü
kurşuna dizilmiş bir şehir olur düşlerim
iki gözüm iki yağmur, henüz aşkı tatmamış
oysa sen, belki ben, bir suç ya da bir kusur"


--------------------------

kumdan kale;

uzun uğraşlar sonucu olmazı başardığın ve tam gururlanarak seyrederken yıkılışına şahit olduğundur.. sonuna kadar senin başarın olduğu halde, sahiplenemediğin, imzanı atamadığın, zamanı geldiğinde orada öylece bırakıp gittiğindir.. herkes ve herşey; deniz de dahil, hırçınlaşmasa, bu kadar yıkıcı olmasa uzun süre bozulmayacak olandır.

kumdan kale çocuk oyuncağı değildir her ne kadar onların vazgeçilmez oyunu olsa da deniz kenarında..

o; anlatabilene, anlayabilene büyük hayat deneyimidir..

kumdan kale, hayallerimdir; kuma yazdığım ve başkalarının insafına bıraktığım..


zynp

Etiketler: ,

Pazar, Ekim 14, 2007

ilk mektup,,

üzerinde '74 yılı basımı, 25 kuruşluk posta pulu olan bir zarfla almışım; bundan 30 sene evvel, babamın yakın arkadaşı tarafından yazılmış olan ilk mektubumu..

"sevgili zeynep,
Bir bayram kartında beraberiz ve böylece satırlarda ve gelecekte sık sık beraber olacağız..
Görüyorsun günler ne çabuk geçiyor..

hoşgeldin zeynep
şimdi yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor
tüm güzellikler

ve zeynepciğim başka zeynolar da var bu ülkede ve onların da bayramları var; kırmızıları mavileri var.. ama onlar için;

hoşgeldin bebek
yaşama sırası sende
senin yolunu gözlüyor
kuş palazı, boğmaca, kara çiçek, sıtma


zeynebim, yurdumun nadiren şanslı zeyneplerinden birisin.. oysa zeyneplerin çoğunun yazgıları çok başka..
niye mi yazıyorum bunları? ismini çok sevdim (sana bu adı koyanları da kutlarım) işte bunun için..

lafı uzatmadan kutlamak istiyorum bayramını (bu kutsal bayramlardan biri zeynep, oysa insan hayatında daha ne bayramlar var bir bilsen.. büyü bakalım)
ama şimdiden sana muştuluyabilirim; "
güzel günler göreceğiz zeyno, güneşli günler"

şimdilik hoşçakal..
Cevabını acele değil yıllar sonra almak umuduyla bekleyeceğim..
anne ve babana selamlar

muhtar kutlu "

--------------------------------------------------------------------------------------------

iyi bayramlar muhtar amca;

acele etme demişsiniz ben de kafamı toplamak istedim 30 sene kadar.. tam da toparlamış değilim ama gene de epey yol aldım diyebilirim..
adımı koyanlara minettarım ben de; daha modernini ya da daha eskisini taşıyamazdım.. içimdeki renklerin tümü var bu isimde; eminim sizin zeynep'inizde de öyle :)

biri söyleseydi doğduğumda güzel günlere olan inancımın bir mektupla sağlamlaştırıldığını, bu dizeler neden okur okumaz aklıma kazındı, neden melodisi beni hep heyecanlandırdı rahat anlamlandırırdım aslında..
bu mektup, aldığım en güzel hediye diyebilirim; adam yerine konulmamın ilk ispatı; bu ailede varlık göstermemin, sadece anne babam için değil arkadaşları için de heyecan vesilesi olmamın ilk ispatı; size çok teşekkür ederim..

daha çok bayramlar var demişsiniz hayatta.. evet varmış :) ama nedense hiçbirinde vakit böyle donmuyor.. böyle anlamsız tatil zamanları yaratılmıyor.. o kadar hızlı geçiyor ki insanın şahsi bayramları; yakalamak mümkün olmuyor çoğu zaman.. hem, yerine de konmuyor, yılda 2 defa tekrarlanmıyor maalesef.. mutluluğu yakaladın mı bırakmamak gerek iyi biliyorum artık..

bayramlarda harçlık veren tarafa geçtiğimden beri - ki epey oldu - zamanın nasıl hızlı aktığını daha iyi biliyorum; pişmalıklara ya da "keşke"lere o kadar da uzak olunmadığını bir de..
toleransın gerekliliğini, affedebilmenin önemini, kendini var etmenin asıl amaç olması gerektiğini çok iyi biliyorum muhtar amca..

30 sene geçmiş siz bu mektubu yazalı, ben doğalı..

evlilikler eskimiş, hayatlar sonlanmış belki, aşklar bitmiş.. bir tek "umut" var parlayan hala ortada şımarık tavırlarıyla.. umarım onu da kaybetmeyiz.. hayal kırıklıklarımızın temel sebebi olsa da, onsuz aciz kalacağımızı bildiği için bu kadar şımarmakta besbelli.. her çağdan geçti, her olaya tanıklık etti ama hiç eskimedi, hiç solmadı.. en tehlikelisi hayatta ve en sığınılabilir olanı aynı zamanda.. en çok göz boyayanı ve canlar alanı kimi zaman..

ben umut etmeye devam ediyorum muhtar amca.. annem adına, babam adına, kardeşim ve tüm sevdiklerim adına..


güneşli günler göreceğiz biliyorum, motorları maviliklere süreceğiz..
güzel günler göreceğiz güneşli günler..


babam ilk nazım kitabımı aldığından beri biliyorum bunu; umut ediyorum..


zynp

Cuma, Ağustos 31, 2007

bütün kadınların kafası karışıktır biraz..

az ya da çok bütün kadınların kafası karışıktır çünkü erkekler gibi yalın düşünmezler.. yalın ya da bazen yüzeysel diyelim; bizim lügatta..
bütün kadınlar bazen kararsızdır; hafızalarının bi yerinde daha önce yaşadıklarının kırıntısı vardır halı altına süpürülmüş ama yok edilememiş..
bütün kadınlar tedirgindir bazen; okyanusları geçer derelerde boğulurlar.. beklenmedik anlarda müthiş soğukkanlı olur; gördükleri en ufak ilgide paniğe kapılabilirler..


bütün kadınlar (günümüzde) evlenme telaşında olmasalar da; geldikleri yaşın farkında olmasalar da; okuldaymış gibi gezseler, hobiymiş gibi çalışsalar da; babalarına torun vermek isteyebilirler zaman zaman; sırf bu sebeple allak bullak olabilirler..

her ne kadar genellemelere inanmasalar da; karşı cinsi genelleyebilir, kalp kırıklıklarının acısını alakasız birinden çıkarabilirler; hepsini kötü, düşüncesiz ya da güvenilmez zannedebilirler hayatlarının bir bölümünde..

bütün kadınların kafası karışıktır biraz..

yaptıkları zeki hamleler onlara yalnızlık olarak geri dönebilir; bu sebeple, oynamayı öğrenirler az da olsa; hep diil zaman zaman..
bütün kadınlar umursar, sezer, şüphe duyar, saçma sebeplere inanmaz, gözünüzden anlar olan biteni aslında ama bi kez daha boş yere sorar, kalbi kırılır ya da ilgi, şefkat ister farklı dozlarda..

bir verip bir alan, ne istediği asla tam olarak anlaşılamayan kısaca yoran karşı cinsleri; sürekli konuşan, yersiz ve zamansız kıskanan hemcinsleri yüzünden karışıktır kafaları..
kime güveneceklerini bilemez; sonunda sadece kendilerine güvenmeye karar verirler; o zaman da sertleşir, toleranssızlaşırlar ister istemez.. dinginlik ararken daha da karışırlar; yalnızlığa alışırlar, daha kompleks bir hal alır ve zeki hamlelerine geri dönerler.. dolayısıyla yalnızlığa iyice batarlar..

bütün kadınların kafası karışmasın da ne halt etsin; karşılarında onlardan süper kahraman olmalarını bekleyen adamlar varken, güzel olmaları, hamarat olmaları, gerektiği kadar ve doğru yerde zeki olmaları gerekirken, hep bakımlı, hep istekli, hareketli, eğlenceli, uyumlu olmaları gerekirken naapsınlar..
kıskanç olmayacak, anlayışlı olacak, yeri geldiğinde her türlü sohbete adapte olabilecek, yeri geldiğinde dışında kalıp sadece hizmet edecekken, çocuk doğuracak, hamileyken diğer güzel kadınlarla başa çıkmak zorunda kalacakken naapsınlar; düşünmeyip de ne halt etsinler.. karışmasın mı kafaları..

zynp

uyanmak..

uyumakla kaçtığınız herşeyin; pis bir sırıtışla yatağın kenarında beklediğini görmektir..
o güvenli, sıcak yerden çıkıp; gün boyu tırmıklara maruz kalmaktır, hem bedeni hem ruhu korumaya çalışmaktır çoğu zaman..

farkına varmaktır, bazen uyandığını sanıp aldanmaktır; uykuların en derinine dalmaktır..
biten bir ilişkinin ardından bakakalmaktır, kısık gözlerle artık az çok anlayarak..

yedi kat yatağın altındaki bezelyenin verdiği rahatsızlıktır (bkz: gerçek prenses) kimi zaman; ya da hayatın anlamını bulmaktır; bir süre için en azından..
hiç tanımadığınız birinin yüzündeki gülümsemeyi tahmin etmek; sevmektir, daim kılmaya çalışmaktır sebepsizce..

uyanmak; silkelenip kalkmaktır rahat bir yer ya da durumdan; daha rahatını bulmayı ummanın verdiği motivasyonla ya da zorla..

zynp

Perşembe, Ağustos 23, 2007

koku hafızası..

hani yemekhanelerde bi koku vardır; su buharıyla karışık yemek kokusu.. hani bir sürü masa aynı bezle tek sefer silinince hafif bi deterjan kokusu da karışır buna.. sıcaktır.. yemek kokuları ortaya karışıktır.. alışana dek zorlar sizi hani hepsi bi arada..
çocukluğunuza dönersiniz; yuvadan başlar yaz okulundan geçer, lise kantinine el eder, üniversitede çatalla portakal soyduğunuz günleri hatırlayarak gülümser ve öğrenci evlerine topladığınız çatal kaşık takımları düşünürsünüz hani.. bıçak kullanmak yasak olduğu için takımların eksik kaldığını da tabii..
hani bi kokudan yola çıkar, 30 yaşına geri dönersiniz bi anda.. rüyalar uzun sanırsınız ama saniyeler sürer..

tam yedi senedir evde un helvası yapılmasını istemiyorsunuzdur.. pişirilme aşamasında orada olmazsınız en azından; ve asla yemezsiniz.. 2000 senesinde dedenizi kaybettiğinizde karşı komşunun telaşımız arasında; düşünceli olmasının yanısıra bol tereyağlı un helvası yardımını hatırlar; olsun en azından mezun olduğumu gördü dedem dersiniz.. helvaya saydırırsınız onun suçu neyse.. komşuya saydırırsınız bi de arkasından.. rahmetli babaannenizi bakkal amca türküsüyle kızdırdığınızı buruk gülümsemeyle yad edersiniz.. un helvasıdır alt tarafı ama yaşam turu gibi gelir bazen kaldıramazsınız..

bi krem sürer biri; hoop uludağdasınız annenizin koynunda; çok sıcak, uyku yok ama cin gibi bakışlar karanlıkta kaybolmakta maalesef.. gören de yok, sabah olsa da arkadaşlarla oynasam gene karda; onlar yan odadalar üçü bir arada; haksızlık bu, benim daha kardeşim yok o zamanlar.. şevket, efe, ben ve tuğçe (yaş sırasına göre) tuğçe evlendi.. annem de kremini değiştirdi zaten çok oldu..

limonata kokusu, bisküvi, yaz okulu.. yemekhane.. bak nereden çıktım nereye geldim gene.. başa dönerek geçiyor ömrüm.. tebko yaz okulu, burhan felek'te yüzme kursu.. kırmızı, beyaz, yeşil enine çizgili yüzücü mayom vardı.. güzel yüzerdim, yıllarca yüzdüm, bırakmasaydım keşke.. gene o su buharı burnumda, aynı karışık yemek kokusu..


johnson&johnson ocean kolonyanın kokusunu ne zaman duysam, tiyatro sahnesinin kulisindeyim anında.. ebru başta olmak üzere herkes orada.. canım ebru; geçen hafta evlendi o da; odadan salonu arar babannesinden çay bisküvi falan isterdik çocukluk işte, ne ayıp ama zaten o evde düzen öyleydi, iş yapamazdık; istemesen de şartlar seni bu tembelliğe iterdi.. hizmet için yaratılmış eski kadınlar.. neyse.. tiyatronun ne kadar temizlense de toz kokan kulisinde, provalarda daha kostümler dikilmediği için giydiğimiz eşofmanlarla, fısır fısır gülüşürkenki halimiz.. küçüktük sene 1997 gibi.. koku hafızası fena şeymiş, iç yakarmış ben bugün bunu gördüm :)

-------------------------------

ben tek parfüm kullananlardan değilim; gene de parfümümden tanırlar.. tek parfümle kendimi, ruh halimi ifade edemem.. ortamda başkasının kullandığı parfümü kullanmam asla; askıya alırım bir süreliğine..
aynı kıyafeti giymiş olmaktan beterdir, aynı kokmak..

koku kişiye özeldir, içine çekilesi, gözleri kapayasıdır. kişiyi tanıtır, başını döndürür, kaybetmekten korkutur adamı.. öyle 4 harfli bir kelime değildir sadece, koku özgeçmişindir, kimlik numaran, parmak izindir.. yokluğunda özlenendir.. koku, sen yokken avutandır, çıkmasın diye yıkanmayandır.. burnunda tütendir.. şehvet yaratan, şefkat yaratan, şüphe uyandıran, gözlerini dolduran, uykunu kaçıran, iç çektiren, huzur veren, huzursuz eden, acıktıran, doyuran, hayal kurdurandır koku.. ve bazen hayat kurtaran..

zynp

Powered by Blogger

Your email address:


Powered by FeedBlitz

Add to Technorati Favorites